ÖİDB

Türkiye'de Yükseköğretim sayısı nedir?



Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye´nin beşeri sermayesini kendisine güç olarak dönüştürebilmeyi başarabilmiş ender ülkelerden biri olduğunu belirterek, "Bilimsel ve teknolojik alanlarda gerçekleştirilecek yenilik ve başarılar, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasının ve sosyo-ekonomik gelişmesinin de anahtarıdır." dedi.

Bakan Yılmaz, Hasan Kalyoncu Üniversitesi´nde (HKÜ) düzenlenen doktora tevcih töreninde yaptığı konuşmada, Başbakan Binali Yıldırım´a tevdi edilecek fahri doktora ünvanı ve akademik personeli almış oldukları ödül dolayısıyla tebrik etti.

Eğitimin Türkiye´nin bilgi ekonomisine geçişi, demokrasinin gelişmesi için de olmazsa olmaz bir unsur olduğunu ifade eden Yılmaz, Türkiye´nin her alanda hedeflerine ulaşabilmesi ancak nitelikli bilgi üretimi ve nicelikli insan kaynağıyla mümkün olduğunu belirtti.



Yılmaz, tam bağımsızlık için nitelikli bilgiye ve bunu ürüne dönüştürecek bilim adamlarına ihtiyaç bulunduğuna işaret ederek, "Nitelikli bilgi üreten ve nitelikli bilim adamlarını yetiştiren kurumlar, üniversitelerimizdir. Bilimsel ve teknolojik alanlarda gerçekleştirilecek yenilik ve başarılar, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasının ve sosyo-ekonomik gelişmesinin de anahtarıdır. Uluslararası alanda dikkati çekecek bir yüksek öğretim sistemine sahip olmak istiyoruz. Bu nedenle de üniversitelerimize ayırdığımız kaynağı artırdık. 2018 yılında yüksek öğretim kurulu ve üniversitelerimiz için 27 milyarın üzerinde bir kaynak ayırdık." diye konuştu. Bunun toplam eğitim bütçesinin yüzde 20´sinden fazla olduğuna değinen Yılmaz, Türkiye´de bugün itibarıyla 112´si devlet, 68´i vakıf üniversitesi, 5´i vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere 185 yüksek öğretim kurumu bulunduğunu, buna Milli Savunma Bakanlığı´na bağlı Milli Savunma Üniversitesini ile özel statüye sahip Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi de eklendiğinde 187´ye çıkacağını vurguladı.



"Kızlarımızın okullaşma oranı erkeklerden çok daha fazladır"

Bakan Yılmaz, 2002 yılında yüksek öğretimdeki öğrenci sayısının 1 milyon 600 binken bu rakamın bugün 7 milyonun üzerinde olduğuna işaret ederek, şunları söyledi: "Ülkemizde yüksek öğretime erişim ve yüksek öğretim okullaşma oranını istiyoruz. Bundan dolayı da yeni yeni üniversiteler kuruyoruz. 2002-2003 eğitim yılında yüksek öğretimde okullaşma oranı net yüzde 14´tü, bugün yüzde 42. 2002´de kızların yüksek öğretimdeki okullaşma oranı yüzde 12´ydi, erkeklerin gerisindeydi. Bugün kızların yüksek öğretimdeki okullaşma oranı net yüzde 44, erkeklerin yüzde 40. Kızlarımızın okullaşma oranı erkeklerden çok daha fazladır. Yüksek öğretim sistemimizde yaşanan büyüme sürecini, niteliklilik ve kalite anlamında da yaşanması için Yüksek Öğretim Kalite Kurulu´nu kurduk. Üniversitelerimiz bütün alanlarda faaliyet gösterirken bir alanda çalışmasıyla öne çıkmasını istiyoruz. Bir alanda ihtisaslaşmasını istiyoruz. Bu amaçla ´Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Projesi´ hayata geçirildi. Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması Projesinin pilot yüksek öğretim kurumları Bingöl, Burdur Mehmet Akif Ersoy, Düzce, Kırşehir Ahi Evran ve Uşak üniversiteleri belirlendi. 10 üniversiteyi araştırma üniversitesi olarak belirledik. 5 üniversitemizi aday araştırma üniversitesi olarak belirledik."



"Yüksek öğretim sistemimizde kaliteyi artırmak için..."

Bakan Yılmaz, yüksek öğretimde yapılan yasal değişikliklerle, Eğitim Programları Danışma Kurulu ve Meslek Yüksekokulları Koordinasyon Kurulu´nu oluşturduklarını, doktora sonrası araştırmacı istihdamını mümkün hale getirdiklerini aktararak, şunları kaydetti: "Devlet yüksek öğretim kurumlarında 6 yıl çalışmış olana yurt içi veya yurt dışında ücretli olarak Ar-Ge´de bir yıl izin verilebilmesine imkan tanındı. Sermaye Statüsü Şirketi´nde teknoloji transfer ofisinin kurulabilmesinin önü açıldı. Yine bilimsel araştırma projelerinde görevlendirilecek tezli yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs ödenmesine imkan tanındı. OSB´lerde hisseler vardı, bundan sonra meslek yüksekokulları açıldığında o öğrencilere de destek verebileceğiz. Yine öğretim üyelerinin 75 yaşına kadar üniversitelerde çalışabilmesi imkan verildi. Yardımcı doçentlikten doçentliğe geçiş süreci de değiştirildi. Bundan sonra da yüksek öğretim sistemimizde kaliteyi artırmak için gereken çalışmalarımıza devam edeceğiz. Türkiye, beşeri sermayesini kendisine güç olarak dönüştürebilmeyi başarabilmiş ender ülkelerden biridir. Eğitimin nihai çıktısı millî gelirdir. Son 10 yıllık süre içerisinde OECD ülkeleri arasında milli gelirini en çok artıran ülke Türkiye´dir. Okul öncesi eğitimden yüksek öğretime, eğitimin her kademesinde yatırımlar yaptık yapmaya devam ediyoruz."

Konular